GÖNÜL ÜNİVERSİTESİ - Blogcu


GÖNÜL ÜNİVERSİTESİ

26/6/2009 - başarı

Kategori: İNSAN

 başarılı insan ”birşey olacaksa benim sayemde olacak der
başarısız insan ”hiçbirşey benim elimde değil”der

başarılı insan düşlerini gerçeğe dönüştürür
başarısız insan gerçeği düşlerine dönüştürür

başarılı insan”araştırıp öğrenelim der
başarısız insan”hiçkimse bilmiyor”der

başarılı insan çözümün parçasıdır
başarısız insan sorunun parçasıdır

başarılı insan başarısız olmaktan korkmaz
başarısız insan başarılı olmaktan korkar

başarılı insan başarısız insandan daha çok çalışır
başarısız insan her zaman çok meşguldür

başarılı insan hata yaptım der
başarısız insan”benim suçum değildi ”der

başarılı insan isteyerek yapar
başarısız insan mecbur olduğu için yapar

başarılı insan zaman yaratır
başarısız insan zamanı boşa harcar

başarılı insan söz verir
başarısız insan vaat eder

başarılı insan yapacağım der
başarısız insan”yapmaya çalışacağım”der

başarılı insan”iyiyim ama daha da iyi olabilirim”der
başarısız insan”çoğu insanın olduğu kadar kötü değilim”der

başarılı insan dinler
başarısız insan konuşma sırası kendisine gelsin diye bekler

başarılı insan başkaları doğru şeyler yaparken görür
başarısız insan başkaların yanlışları yakalar

başarılı insan başkalarından ders alır
başarısız insan başkalarından alır

başarılı insan fırsatları görür
başarısız insan sorunları görür

başarılı insan eylemde bulunur
başarısız insan konuşur

başarılı insan bedel ödemeye hazırdır
başarısız insan gümüş tabakta sunulması bekler

 

 alıntı

Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

27/5/2009 - ZAMAN

Kategori: İNSAN
Zaman insana verilmiş en kıymetli hazinelerden biridir. Mazi, hâl ve istikbal arasındaki geçen bütün süreler zaman kavramını ifade eder. Aslında zamanın tarifini yapmak veya bir kalıba sokmak oldukça zordur. Çünkü zaman izafi bir kavramdır. Ahmet Hamdi Tanpınar “Ne içindeyim zamanın/ Ne de büsbütün dışında/Yekpare geniş bir anın/parçalanmış akışında…” dizelerinde zamanın belli başlı bir anlamı olmadığını çok güzel ifade etmiştir.  ‘Zamanın değerini anlatacak kadar zamanım olsaydı sizlere zamanın değerini anlatırdım’ der büyük bir düşünür. Zamanın insan için kıymetler üstü bir kıymete sahip olduğunu, bir salisesinin bile heba edilemeyeceğini ifade eder. O kadar ki zamanı yaydan çıkan bir oka benzeterek, nasıl yaydan çıkan ok geri döndürülemeyecekse geçen zamanın da asla geri getirilemeyeceğini belirtir. Peki bizler akıp giden saniyelerin kıymetini biliyor muyuz? Zamanı geri getiremeyeceğimiz, bir dakika öncesine artık geri dönemeyeceğimizi biliyoruz. Acaba biz bu kadar değerli bir hazineyi nasıl değerlendiriyoruz? "Zamanın değerini yapacak işi olan bilir." der bir atasözü...Yılların, ayların, günlerin, haftaların, saatlerin, dakikaların, saniyelerin, saliselerin değerini anlamak için zamanla yarışanlara sormak lazım herhalde.Mesela bir yılın değerini anlayabilmek için Final sınavını geçememiş, bir yılını kaybetmiş bir öğrenciye sormak lazım.  Bir ayın değerini anlayabilmek için erken doğum yapmış bir anneye sormak lazım.Bir haftanın değerini anlayabilmek için haftalık bir gazetenin editörüne sormak,bir saatin değerini anlayabilmek için buluşmak için bekleyen aşıklara sormak,bir dakikanın değerini anlayabilmek için Treni, otobüsü ya da uçağı kaçıran birine sormak,bir saniyenin değerini anlayabilmek için Bir kazadan sağ çıkan birine sormak,bir milisaniyenin değerini anlayabilmek İçin de Olimpiyatlarda gümüş madalya kazanmış birine sormak lazım. Bizim dinimizde de zamanı iyi değerlendirme konusu özellikle ele alınmıştır. Zamanı boşa geçirmek, beyhude işlerle uğraşmak dinimizce uygun görülmemiştir. İnsanlığın İftihar tablosu Hz. Muhammed (s.a.v)bu konuda şöyle demiştir: "Beş şey gelmeden evvel, beş şeyin kıymetini biliniz. Ölmeden önce hayatın kıymetini, hastalıktan önce sıhhatin kıymetini, dünyada iken ahireti kazanmanın kıymetini, ihtiyarlamadan evvel gençliğin kıymetini, fakirlikten evvel zenginliğin kıymetini..."       Bu güne kadar neler yaptık? Neler yapmadık? Yaptıklarımızı düşünecek olursak, gerçekten zamanımızı iyi değerlendirebildik mi? Aslında bu muhasebeyi her akşam yatmadan evvel yapmamız gerekir. Gençliğimizi nerede harcadık? Kendimize, eşimize, dostumuza, ailemize, çevremize, topluma, dünyaya yönelik ne gibi faydalarımız oldu?  Dünyadan göçtükten sonra, hatırlanacağımız bir eserimiz var mı? Öyle ya büyük mütefekkir ‘Ahirette seni kurtaracak bir eserin yoksa bu dünya da bıraktığın eserlere tevessül etme’ demiyor muydu?  İyi bir evlat yetiştirebildik mi? Her gün yeni bir şeyler öğrenebildik mi?  Öğrendiklerimizi topluma fayda getirecek şekilde uygulamaya geçirebildik mi?  Bu gün ne verdik? Bu gün ne öğrendik? Yaşam kalitemizi ne derece artırdık? Bu dünya ve öteki dünya için bir şeyler yapabildik mi? Bunlar gibi binlerce soru sorabiliriz kendimize. Fakat o sorulara acaba olumlu cevap verebilecek miyiz. İşte işin sırrı burada. Zamanın kıymetiyle ve zamanı iyi değerlendirmekle ilgili daha çok şey söylenir. Fakat fazla söze ne hacet anlayan zaten anlamıştır herhalde. Keşke bu satırları okuyan gençler hazır tatile de girmişken yapamadıklarını telafi etseler,  okuyamadığı kitapları belli bir sıraya koyup okuyabilseler, çözemedikleri soruları tek tek çözseler. Keşke geçmişte yapılan hataları unutturmak için çaba sarf edebilseler ve yepyeni bir insan,  insana sevgi ve saygı duyan bir insan olmak için zamanı kendilerine yontabilseler. Keşke iki günü eşit olmayan insanlardan olabilseler.İşte o zaman, zamanın değeri anlaşılır ve Yunus Emre’nin ‘Her gün yeniden doğarız/ Bizden kim usanası’ dizeleriyle ifade ettiği her günü verimli geçen insan modeli oluşur zannediyorum. Zamanın kıymetini bilmek ve zamanı en iyi şekilde değerlendirmek dileğiyle sağlıcakla kalın….   Yaşadığımız her an kendi hakkını isterGeothe     
Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

16/5/2009 - ROTA

Kategori: İNSAN
Birkaç yıl önce, Seattle Özel Olimpiyatlarında, tümü fiziksel ve zihinselözürlü olan dokuz yarışmacı, 100 metre koşusu için başlama çizgisindetoplandılar. Başlama işareti verilince, hepsi birlikte başladılar, birhamlede başlamadılar belki ama yarışı bitirmek ve kazanmak içinistekliydiler. Yarışa başlar başlamaz içlerinden genç bir delikanlıtökezleyip yere düştü ve ağlamaya başladı. Diğer sekiz kişi oğlanınağlamasını duydular. Yavaşladılar ve geriye baktılar. Sonra hepsi yönlerinideğiştirdiler ve geriye döndüler, oğlanın yanına geldiler. İçlerinden DownSendromlu bir kız eğilip oğlanı öptü ve :- Bu onun daha iyi olmasını sağlar, dedi.Sonra dokuzu birden kol kola girdiler ve bitiş çizgisine doğru hep birlikteyürüdüler. Stadyumdaki herkes ayağa kalkıp dakikalarca onları alkışladı.Orada bulunan insanlar hâlâ bu öyküyü anlatırlar. Neden? Çünkü şu tekgerçeği derinden bilmekteyiz:Bu hayatta önemli olan şey, kendimiz için kazanmaktan çok daha ötede olanbir şeydir. Bu hayatta önemli olan , yavaşlamak ve rotanızı değiştirmekanlamına gelse bile diğerlerinin de kazanması için yardım etmektir. *
Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

GÖNÜL ÜNİVERSİTESİNE HOŞGELDİNİZ Gönül Calabın tahtı, CALAP gönüle baktı İki cihan bedbahtı, kim gönül yıkar ise Ak sakallı pir hoca, bilemez hali nice Emek vermesin hacca, bir gönül yıkar ise CALAP(ALLAH) yunus emre

Kategoriler

  • güzel yazı doğa insan dünya seyahat
  • hayat
  • necip fazıl
  • resimler
  • sevdiğim türkü sözleri
  • YAŞAM
  • yunusemre
  • İNSAN
  • şiir
  • ziyaretçilerim

    ................................................................. .........................................................................