necip fazıl - GÖNÜL ÜNİVERSİTESİ - Blogcu



GÖNÜL ÜNİVERSİTESİ

27/8/2008 - Sakarya Türküsü...

Kategori: necip fazil



SAKARYA TÜRKÜSÜ

Insan bu, su misali, kivrim kivrim akar ya;
Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya,
Su iner yokuslardan, hep basamak basamak;
Benimse alin yazim, yokuslarda susamak.

Her sey akar, su, tarih, yildiz, insan ve fikir;
Oluklar cift; birinden nur akar, birinden kir.
Akista demetlenmis, büyük, kücük, kainat;
Su cikan buluta bak, bu inen suya inat!.

Fakat Sakarya baska, yokus mu cikiyor ne,
Kursundan bir yük binmis, köpükten gövdesine;
Catliyor, yirtiniyor yokusu sökmek icin,
Hey Sakarya, kim demis suya vurulmaz percin?

Rabbim isterse, sular büklüm büklüm burulur,
Sirtina Sakarya'nin, Türk tarihi kurulur.
Eyvah, eyvah, Sakarya'm, sana mi düstü bu yük?
Bu dava hor, bu dava öksüz, bu dava büyük!..

Ne agir imtihandir, basindaki Sakarya!
Binbir basli kartali nasil tasir kanarya?
Insandir saniyordum mukaddes yüke hamal:
Hamallik ki, sonunda, ne rütbe var, ne de mal,

Yalniz aci bir lokma, zehirle pismis astan;
Ve ayrilik..

Anneden, vatandan, arkadastan,
Simdi dövün Sakarya, dövünmek vakti bu an;
Kehkesanlara kacmis eski günesleri an!

Hani Yunus Emre ki, kiyinda geziyordu;
Hani ardinda cil cil kubbeler serpen ordu?
Nerede kardeslerin, cömert Nil, yesil Tuna;
Giden sanli akinci, ne gün döner yurduna?

Mermerlerin nabzinda hala carpar mi tekbir?
Bulur mu deli rüzgar o sedayi: Allah bir!
Bütün bunlar sendedir, bu girift bilmeceler;
Sakarya, kandillere katran döktü geceler.

Vicdan azabina es, kayna kayna Sakarya,
Öz yurdunda garipsin, öz vataninda parya!
Insan üc bes damla kan, irmak üc bes damla su;
Bir hayata cattik ki; hayata kurmus pusu.

Geldi ölümlü yalan, gitti ölümsüz gercek;
Siz, hayat süren lesler, sizi kim diriltecek?
Kafdagini assalar, belki ceker de bir kil!
Bu ifritten sualin, kilini cekmez akil!

Sakarya, saf cocugu, masum Anadolu'nun,
Divanesi ikimiz kaldik Allah yolunun!
Sen ve ben, gözyasiyle islanmis hamurdaniz;
Rengimize baksinlar, kandan ve camurdaniz!

Akrebin kiskacinda yogurmus bizi kader;
Aldirma, böyle gelmis, bu dünya böyle gider!
Bana kefendir yatak, sana tabuttur havuz;
Sen kivril, ben gideyim. Son Peygamber Kilavuz!

Yol onun, varlik onun, gerisi hep angarya;
Yüz üstü cok süründün, ayaga kalk,
Sakarya...

Necip Fazil Kisakürek

Yorum (7) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

3/8/2008 - İnancınızı, güveninizi, ümidinizi hiç kaybetmemeniz dileğiyle

Kategori: necip fazil


Köy sakinleri yağmur duasına çıkmışlardı. Bütün köy ahalisi toplandı. İçlerinden birinde şemsiye vardı.
Bu inançtır.
 
Babalar bebeklerini havaya hoplatır, çocuklar gülmekten bayılır. Yere düşeceklerini akıllarına bile getirmezler. Çünkü babaları onu tutacaktır.
Bu güvendir.
 
Yatağımıza girerken yarın uyanıp yaşamaya devam edeceğimize dair teminatımız yoktur. Ama yine de ertesi güne dair planlar yaparız.
Bu ümittir.
 
İnancınızı, güveninizi, ümidinizi hiç kaybetmemeniz dileğiyle.

 

 

 
At Tohumu Toprağa, Vermezse Toprak Utansın...!

 
Hedefe Varmayan Mızrak Utansın,

Eyy Küheylan Koşmana Bak!..

 
Sen koşarken çatlarsan bu yolda Seni doğuran Kısrak Utansın..

Üstad'a Kalırsa Bu Öksüz dava, Onu Sürdürmeyen Çırak Utansın....!!!!!
                                                   
NECİP FAZIL

Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

25/5/2008 - kaldırımlar

Kategori: necip fazil

KALDIRIMLAR


I

Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında;
Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum.
Yolumun karanlığa saplanan noktasında,
Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum.

Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık;
Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar.
İn cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık;
Biri benim, biri de serseri kaldırımlar.

İçimde damla damla bir korku birikiyor;
Sanıyorum, her sokak başını kesmiş devler...
Üstüme camlarını, hep simsiyah, dikiyor;
Gözüne mil çekilmiş bir âmâ gibi evler.

Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi;
Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır.
Kaldırımlar, duyulur, ses kesilince sesi;
Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır.

Bana düşmez can vermek, yumuşak bir kucakta;
Ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum!
Aman, sabah olmasın, bu karanlık sokakta;
Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum!

Ben gideyim, yol gitsin, ben gideyim, yol gitsin;
İki yanımdan aksın, bir sel gibi fenerler.
Tak, tak, ayak sesimi aç köpekler işitsin;
Yolumun zafer tâkı, gölgeden taş kemerler.

Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim; 
Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları!
Islak bir yorgan gibi, sımsıkı bürüneyim;
Örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları.

Uzanıverse gövdem, taşlara boydan boya;
Alsa buz gibi taşlar alnımdan bu ateşi.
Dalıp, sokaklar kadar esrarlı bir uykuya,
Ölse, kaldırımların kara sevdalı eşi...

II

Başını bir gayeye satmış bir kahraman gibi,
Etinle, kemiğinle, sokakların malısın!
Kurulup şiltesine bir tahtaravan gibi,
Sonsuz mesafelerin üstünden aşmalısın!
Fahişe yataklardan kaçtığın günden beri,
Erimiş ruhlarınız bir derdin potasında.
Senin gölgeni içmiş, onun gözbebekleri;
Onun taşı erimiş, senin kafatasında.

İkinizin de ne eş, ne arkadaşınız var;
Sükût gibi münzevî, çığlık gibi hürsünüz.
Dünyada taşınacak bir kuru başınız var;
Onu da, hangi diyar olsa götürürsünüz.

Yağız atlı süvari, koştur, atını, koştur!
Sonunda kabre çıkar bu yolun kıvrımları.
Ne kaldırımlar kadar seni anlayan olur...
Ne senin anladığın kadar, kaldırımları...

III

Bir esmer kadındır ki, kaldırımlarda gece,
Vecd içinde başı dik, hayalini sürükler.
Simsiyah gözlerine, bir ân, gözüm değince,
Yolumu bekleyen genç, haydi düş peşime der.

Ondan bir temas gibi rüzgâr beni bürür de,
Tutmak, tutmak isterim, onu göğsüme alıp.
Bir türlü yetişemem, fecre kadar yürür de,
Heyhat, o bir ince ruh, bense etten bir kalıp.

Arkamdan bir kahkaha duysam yaralanırım;
Onu bir başkasına râm oluyor sanırım,
Görsem pencerelerde soyunan bir karaltı.

Varsın, bugün bir acı duymasın gözyaşımdan;
Bana rahat bir döşek serince yerin altı,
Bilirim, kalkmayacak, bir yâr gibi başımdan...



Necip Fazıl KISAKÜREK

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

GÖNÜL ÜNİVERSİTESİNE HOŞGELDİNİZ Gönül Calabın tahtı, CALAP gönüle baktı İki cihan bedbahtı, kim gönül yıkar ise Ak sakallı pir hoca, bilemez hali nice Emek vermesin hacca, bir gönül yıkar ise CALAP(ALLAH) yunus emre

Kategoriler

ziyaretçilerim

................................................................. .........................................................................