Tesbihin Anlami Cekenin Gonlunde Gizlidir ...

 
 
 
 
 
 

 

 

Merhaba dostlarim; gecenlerde bana tesbihle ilgili cok guzel bir mail geldi. Sizlerle hemen paylasmayi arzu ettim cunku unutulmak uzere hatta cogu insanimiz tarafindan bilinmeyen bir zanaat tesbih ustaligi...
Ben tesbihleri kendimi bildim bileli cok severim ve her zaman elime gecen tesbihleri saklarim... Tesbih dedin mi zikir gelirdi ki aklima bu hayatimda en cok olmasini istedigim sey...Bir arkadasima hediye alacak olsam oncelikle aklima gelen sey tesbih... ( Bazen de kiyamam ya..:) ) Tesbihin manasi cok derindir... Tesbih sadece sirali boncuk ya da taslardan ibaret degildir... Her zaman merak etmisimdir tesbihlerin tesbih olana kadar ki olusum surecini... Ben zevkle okudum bu roportaji sizlerinde keyif alacaginiza inaniyorum...
Tesbihler guzeldir ve bence her zaman en guzeli temsil ederler...
Tesbihin anlami cekenin gonlunde gizlidir ayrica...

Günümüz tesbih zanaatının önemli temsilcilerinden Nurettin Küçükokka ile tesbih ve tesbihçilik üzerine sohbet ettik.

Tesbih, asırlar boyunca dilden dile gönülden gönüle aktarılan dualarda önemli bir kültür mirası öğesi olarak her zaman yer alır…İslâm-Türk medeniyetinde tesbih, kültür motifi ve dua aracı olarak önemli bir kilometre taşı olma hüviyetine sahiptir.Gönüllerinde her daim ukba iklimine yönelik açık kapılar bulunan mümin ve mütevekkil tesbih ustalarımız, asırlar boyunca tesbih yapımını, eskimez medeniyetimizin bir sanat konusu hâline getirmiştir.Yine, yüzyıllar boyunca tesbih ustalarının parmakları arasından dökülen dua taneleri, şüphesiz önce inanç sahiplerinin, daha sonra da ticari ya da gayrı ticari koleksiyonerlerin vazgeçemediği bir unsur olagelmiş; yürekleri duadan incelmiş Hakk erleri her daim tesbihine sahip çıkmıştır!Hemen herkesin evinde birkaç tane 99'luk; yine birkaç tane 33’lük tesbih bulunur… Zikirle özel meşguliyeti olanların ise 500'lük, 1000'lik tesbihleri parmaklarının ucunda asılı durur…Tesbih yapımında cam, değerli taşlar, kehribar, yılanağacı, narçıl, abanoz, fildişi, mercan, sedef, inci, kaplumbağa kabuğu, mors balığı dişi, balina kemiği gibi birbirinden kıymetli malzemeler kullanılır.Her bir tesbih, ustasından izler taşır. Ve her bir tesbihin imamesi, durağı, tepeliği, pulu, kamçısı birbirinden farklıdır. Bazı imamelerde kişinin mesleğinin ipuçları gizlidir. Tesbih taneleri arasında dizilen duraklar, nişaneler, pullar; tesbihin başlama ile bitiş noktası arasına konuşlandırılan imameler birer sanat eseri gibidir…

Nurettin Bey sizi tanıyabilir miyiz?

1968 yılında Konya’da doğmuşum. Evliyim. 3 çocuğum var. Tesbih ustasıyım. Tesbih çekerim. Buradaki “çekmek” fiili yapmak, imal etmek manasındadır. İslam-Türk sanatlarını severim. Bir zaman, tesbih zanaatına meraklandım. O gün bugündür tesbihle meşgul oluyorum.

Tesbih sizde nasıl bir çağrışım yapıyor?

Tesbih deyince zikir, zikir deyince tesbih akla gelir. En azından benim için bu böyle…Tespih bir kültürdür. Bugün tesbih ustalığı unutulmak üzere olan bir zanaat.Osmanlı’dan günümüze kadar uzanan kültür mirasları arasında bulunan, ipe sarılan zarif dua tanelerine sahip çıkmaya çalışıyorum. ( Ne kadar guzel ifade etmis usta...)
Tesbih ustalığına nasıl başladınız?

Küçüklüğümde bir tesbih geçti elime. Tesbihin ipini değiştirmek istedim. Uzun bir süre uğraştım fakat ipi değiştirmeye muvaffak olamadım. Bu durum bende zamanla tesbihe karşı merak uyandırdı. Tesbihi ipe nasıl dizebilirim diye günlerce düşündüm. Ustalarını araştırmaya başladım. Daha sonra duydum ki İstanbul’da Muzaffer Usta isimli bir tesbihçi varmış. Gittim, Muzaffer Usta’yı buldum ve ona çırak oldum. O zamanlar tesbih çıraklığında ücret diye bir şey yoktu. Ücretsiz çalışıyorduk. Tesbih zanaatına işte böyle başladım.
Tornanızdan geçen tesbihlerde hangi malzemeleri kullanıyorsunuz?

Tesbihlerimde kehribar, fildişi, balık dişi, mors balığı dişi, abanoz ağacı, yılanağacı, gül ağacı, maun ağacı, tik ağacı, oltu taşı, akik, mercan, bağa (deniz kaplumbağası) kabuğu, sedef ve şu anda isimlerini hatırlayamadığım yüzlerce malzeme kullanıyorum.

Saydığınız malzemeler arasında ağaç da var, değerli taşlar da balık dişleri de kaplumbağa kabukları da... Bu kadar malzemeyi nasıl ve nereden temin ediyorsunuz?

Malzemelerimizin çoğunluğu yurt dışından temin edilmekle birlikte yurt içinden de bulduğumuz malzemeler vardır.
Deniz kaplumbağası kabuğu nasıl elde ediliyor?

Büyük deniz kaplumbağaları Kızıldeniz’de yaşıyor. Kızıldeniz’de yaşayan büyük deniz kaplumbağaları bir yerlere çarpınca darbe alıp ölüyor ve karaya vuruyor. Kabukları böylelikle temin ediliyor.Deniz kaplumbağasının kabuk rengi çok güzel olduğu için biz tesbihte kullanıyoruz, Amerikalılar da bunu gözlük çerçevesinde kullanıyor.

En çok hangi malzemeden tesbih tercih ediliyor?

Kehribar çok tercih edilen bir malzeme… Ben de en çok kehribarı işlemeyi seviyorum.

Kehribarı bu kadar tercih ettiren özellik nedir?

Kehribar, uzun sürede oluşan bir fosildir aslında. Daha çok Baltık ülkelerinde büyük çam ağaçlarının ürettiği sıvıdan meydana geliyor. Çam ağaçlarının sıvıları yere damla damla dökülüyor. Uzun yıllar geçtikten sonra o damlalar kehribar oluyor. Araştırmacılar, kehribarın oluşumunda binlerce yıldan bahsediyor. Kehribarın kendine özgü çok güzel bir çam kokusu var…Büyük kehribar parçalarını kesiyoruz. İçinden limon sarısı renginde kehribar parçacıkları çıkıyor. Bu parçalardan tesbih yapıyoruz. Çok enteresandır. 5 sene sonra kehribar renk değiştirmeye başlıyor ve netice itibarıyla 15 yılda kendi ana rengine dönüşüyor.
Tesbihin taştan ipe dizilinceye kadar geçirdiği süreci anlatır mısınız?

Sözü fazla uzatmaya hacet yok! Kısaca arz edeyim. Önce gelen malzemeyi tornadan geçirip şekil veriyorum. Türlü türlü şekiller… Daha sonrada her bir tesbih tanesini cilalayıp parlatarak ipe diziyorum.
Tesbih yapım tekniklerinden de biraz bahseder misiniz?

Tesbihçilikte sanat ve estetik iç içedir. Elips tane, sığırcık tane, arpa tane gibi farklı şekillerde tesbih yapım teknikleri var. Her bir tesbih tekniğinin dikkat edilmesi gereken incelikleri vardır. İmame ve duraklar da aynı tekniklerle yapılır.
Tesbih yaparken nelere dikkat etmek gerekir?

Moraliniz bozuk olduğu demlerde tesbih yaparsanız o zaman o tornadan çıkan tesbihler de bozuk ve yamuk olur… Moralinizin yerinde olması gerekir. Ayrıca maddi ve manevi olarak da çok iyi olmanız lazımdır.
Normal bir tesbih kaç günde çıkar?

Tesbih ustası, parayı düşünmezse elinden normal bir tesbih 3 günde çıkar. Parayı düşünürse bir tesbihi bir günde de çıkarır. Ama erbabı, bunu bilir. Ustasının elinden bir günde çıkanla 3 günde çıkan tesbih belli olur. Bu husus çok önemlidir. Usta, tesbihine ne kadar güzellik katmak istiyorsa o kadar uğraşır. Ama iyi bir tesbih üç günden aşağı olmaz.
Söz gelimi, 99'luk bir mors balığı dişi tesbihini ne kadar zamanda çekiyorsunuz?

Yaklaşık 10-12 günde yapabiliyorum.

Sabır işi yani…

Evet, tesbih yapmak sabır işidir. Mücerrebattandır… Sabır, tevekkül ve azimle birleşince karşınıza güzel eserler çıkacaktır.
Türkiye'de kaç tesbih ustası var? Tesbihçilerimizin yoğun olarak bulunduğu belli bölgeler var mı?

Benim bildiğim kadarıyla Türkiye’de tesbihçiliği bihakkın icra eden 30 civarında usta var… Ve en iyi tesbih ustaları İstanbul’da yaşamaktadır.

Her bir tesbih, ustasından izler taşır. Her bir tesbihin imamesi, durağı, tepeliği, pulu, kamçısı birbirinden farklı. Sizin tesbihlerinizin alâmetifarikası nedir?

Bu, direkt olarak cevap verilemeyecek kadar zor bir soru! Bunu diğer ustalara sormak daha iyi olur diye düşünüyorum. Bununla birlikte tesbihçilikte imame önemlidir. Hem ham malzeme olarak bulması zor, hem de işlenirken kırılma riski en büyük parçadır imame. Dolayısı ile işçiliği değerlendirirken imameye bakmak gerekir. Mesela üstü halkalı imameyi bizdeki ustalar haricinde kimse yapamaz diyebilirim.
Tornanızdan çıkan bir tesbihi elinize aldığınızda ne düşünürsünüz? Şimdiye kadar kaç tesbih yaptınız? Sayısını biliyor musunuz?

Bir odun parçasını elinize alıyorsunuz, tornada şekil verip tesbih haline getiriyorsunuz. Bir tesbihi yaptıktan sonra bütün yorgunluğum bitiyor. Tesbihi tamamlayınca huzur buluyorum. Yüzlerce, binlerce tesbih yaptım diyebilirim… Tesbihimi nerede görsem hemen tanırım.

Çok özel görüp de kendiniz için ayırdığınız tesbihler var mı? Siz de tesbih biriktiriyor musunuz?

Kendim için ayırdıklarım tabii ki var. Ben de beğenip güzel bulduğum tesbihleri kendim için ayırıyorum. Ve bunları hatıra olarak koleksiyonumda saklıyorum.

Türkiye’de tespihçiliğin geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Maalesef pek iyi görmüyorum. Şu anda Türkiye’de tabir caizse tesbih işçiliği ölmüş durumda, ya da can çekişiyor. Türkiye’de tesbihten anlayan ve ona kıymet veren usta sayısı çok az. Şimdi her şey ucuz olsun isteniyor. Az önce de anlattım. Bir tesbihin yapımı günler sürüyor… Çin dâhil, Suriye, İran, bu işin fabrikasyon üretimine başladı. El yapımı tesbihlerin sahteleri yapılıyor.

Çırak yetiştiriyor musunuz?

Türkiye’de artık usta yetişmiyor. Sanatkâr yetişmiyor. O kadar sabırlı insanlar bulamadığım için tesbih çırağı yetiştiremiyorum. Kimse yıllarını tesbih işçiliğine vermek istemiyor. İnsanlarımız ne hikmetse hazıra alışmış.

Son olarak tesbih sevdalılarına neler söylemek istersiniz?

Günün birinde bir derviş, bir kucak dolusu elmayla bayırları aşan bir genç kıza rastlamış. Bozkırın sıcağında yorgunluktan yanakları al al olmuş kızın. 'Nereye gidersin ve ne doldurdun kucağına?' diye sormuş derviş. Uzak bir tarlayı işaret etmiş kız. 'Sevdiğim çalışıyor orada. Ona elma götürüyorum.' 'Kaç tane?' diye soruvermiş derviş laf olsun diye. Kız durmuş ve şaşkın şaşkın demiş ki: 'İnsan sevdiğine götürdüğü şeyi sayar mı hiç?' Usulca koparıvermiş elindeki tesbihin ipini derviş...

Nurettin Ustam değerli vakitlerinizi ayırdınız. Teşekkür ederiz.

Ne demek efendim. Ben teşekkür ederim.


Röportaj: İbrahim Ethem Gören

Yorum Yaz