YAVUZ SULTAN SELİM - GÖNÜL ÜNİVERSİTESİ - Blogcu



GÖNÜL ÜNİVERSİTESİ

5/11/2009 - YAVUZ SULTAN SELİM

Kategori: İNSAN
*Yıl 1512'' ydi. Yavuz Sultan Selim, vezirini, vüzerasını, emirini,
ümerasını , alimini, ümerasını yanına alıp, Bursa'ya cedlerinin kabirlerini
ziyarete gitti. O sırada Koca Mustafa PaÅŸa, küçük vezir sıfatıyle hünkarın
yanında bulunuyordu. Ziyaret sırası, talihsiz
Cem'in*
* türbesine gelmiÅŸti. Yavuz Sultan Selim, sandukanın başında uzun
düÅŸüncelere vardı. Dedesi Fatih Sultan Mehmet, açıkça onu veliaht olarak
göstermiÅŸti. Buna raÄŸmen ortalıkta neler neler dönmüÅŸ, babası Sultan Bayezit
ile amcası birbirine si
lah çekmiÅŸ, sonunda o güzel adam,"küffar arasında" ıstırap içinde can
vermiÅŸ, belki yanında aÄŸzına bir yudum su verecek kimse yokken ölmüÅŸtü.
Sultan Selim, bu hikayede, küçük vezirin oynadığı rolü biliyordu. O aynı
oyunu kendisi tahta çıkarken de oynamak istemiÅŸ, Åžehzade Ahmet'i Selim'e
tercih etmişti. Bu hatıraların tazelenişi, Koca Mustafa Paşa'nın katli
fermanı için yeter sebepti. Yavuz'a sanki ÅŸimdi, amcası Cem kabrinde daha
rahat yatıyormuş gibi geldi.
İstanbul'a dönüÅŸte, bu iÅŸin henüz tamam olmadığını düÅŸünerek,
muhasiplerinden birine emir verdi ki: "Tiz adam göndertip küçük vezirin
camisin de, imaretin de ortadan kaldırsınlar, İstanbul'a böyle bir soysuzun
yapısı gerekmez!"
Balta, kürek, KocamustafapaÅŸa camisinin avlusuna gelenler orada sanki hiç
bir ÅŸeyden haberi yokmuÅŸ gibi toprak çapalayan Sümbül Efendi ile
karşılaÅŸtılar. İşini bıraktı, emir kullarının yüzlerine sakin sakin
baktı,"Ne istersiniz?" diye sordu. Böyle soracağına, ellerinden baltaları,
kürekleri alsaydı da kafalarına vursaydı, küfretseydi, dövseydi, kovsaydı
onları. Gelenler, mahçup, periÅŸan, geldikleri gibi kös kös geri göndüler.
Varıp efendilerine:" Biz o camiye elimizi süremeyiz. O camide bir zat var.
Yüzümüze bir baktı, ne istersiniz, diye bir sordu Yok, yok, varsın baÅŸkaları
yıksın, biz bu işte yokuz!" dediler.
Haber, büyüye yayıla Hünkar'ın huzuruna vardı. Selim bir emir versin de
yapılmasın? Demek bu da oluyor. Oluyor diyen varsa gelsin de görsün. Hünkar
emir saldı, o öfkeyle atlandı, yanına alacaklarını aldı. Yel oldu, esti, sel
oldu aktı, vardı Kocamustafa camisine...
Sümbül Sultan'ın uyanık kalbi bu haberi almış, derviÅŸ hırkasını üstüne,
tacını başına giymiÅŸ, siyah sarığını dolamış, bir kaç derviÅŸiyle cami
avlusunda beklemeye baÅŸlamıştı. Uçan atın nal seslerini duyunca, gözlerini
kapadı, sadece yanık bir sada ile "Hak!" dedi. Hünkar kapı önünde attan
atlamış, ok gibi ileriye atılmıştı... Fakat birdenbire hızı kesiliverdi. Ne
oluyordu ki acaba? Onu durduran neydi?
Dervişler, niyaz duruşunda, başları yerdeydi. Ortalarında da sarı benizli,
kara sarıklı güzel mi güzel bir tanesi var. O başını eÄŸmemiÅŸ hükümdara
bakıyordu. Bu baÅŸka bir bakıştı. Selim'in içine, ta can evine uzanan bu
bakışlar kalbinin sayfalarını bir bir okuyor, dünya alemden sakladığı
sırlarını, tasalarını, acılarını , üzüntü ve ÅŸevkini katmer katmer açıyordu.
Bu bakış biraz daha devam ederse Selim-i Kahhar sel sel ağlayabilirdi. Onun
için, yavaÅŸ bir adım attı, başını yere eÄŸdi ve ancak duyulabilen bir sesle
"Peki yıkılmasın" dedi.
Bir gönül yapmak için cami yapmak kadar sevaplı, bir gönül yıkmak için bir
cami yıkmak kadar veballi bir iÅŸtir. Hünkar ise hem cami yıkmadı, hem gönül
yaptı.
Ancak, bir mesele vardı ki Sümbül Sinan onu ihmal edemezdi. Onun için:
"Hünkarım!" dedi, "PadiÅŸahların ahdinin yerine getirilmesi gerekir. Onun
için, hiç deÄŸilse, ocakları yıksınlar, Hünkar sözü vücut bulsun".
Kazmalar, imaret bacalarını indirirken, Yavuz Sultan Selim ne haldeydi, ne
düÅŸünüyordu bilmiyoruz. Onu bir kendisi, bir Allah bilir. Fakat ÅŸu gerçek
tarihlere geçmiÅŸtir: Sırtından kendisine pek yakışan beyaz samur kürkünü
çıkardı, ihtiramla Sümbül Efendi'ye giydirdi. O anda elinden baÅŸka bir ÅŸey
gelmezdi.
Sümbül Efendi bu kürkü dergahında zaman zaman giyermiÅŸ.*

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

2009-11-11 23:17:43 - merhaba

Yazan: Karya35
Eline sağlık teşekürler
Bağlantı

2009-11-07 17:31:26 - Merhaba

Yazan: gulnagme
Yazınızı okudum ve bilgilenmişte oldum.
Emeğinize sağlık.
Selam ve saygılar..
Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

GÖNÜL ÜNİVERSİTESİNE HOŞGELDİNİZ Gönül Calabın tahtı, CALAP gönüle baktı İki cihan bedbahtı, kim gönül yıkar ise Ak sakallı pir hoca, bilemez hali nice Emek vermesin hacca, bir gönül yıkar ise CALAP(ALLAH) yunus emre

Kategoriler

ziyaretçilerim

okunan yazılarım

................................................................. .........................................................................